28 Temmuz 2011 Perşembe

Miniklere kurabiyeler...

Her aldığım siparişten fazlaca yapıyorum ve cafedeki kurabiye dolabıma koyuyorum. Bu kurabiyeleri de yaz başında bir anaokulunun kutlaması için yapmıştım. Daha yeni fotoğraflarını çekme fırsatı buldum.

27 Temmuz 2011 Çarşamba

Sabah neşemiz

Günaydın günaydın...



Sabah sabah ancak bu kadar güzel birşeyle güne başlanırdı. Kendisi -Poyraz- benim yeğenim olur, annesiyle Ankara'da yanyana apartmanlarda büyüdük, bitanecik kankam benim o... 2009 yazında markette alışveriş yaparken telefonum çalmıştı, açtım Ahu... Niye hiç aramıyosun teyze dedi? Anlamadım, saf saf haklısın diyorum. Yine dedi, teyze teyze niye aramıyosun diye. Meğer teyze olacakmışım, Poyraz yola çıkmış :) Telefon elimde markette ağlamaya başladım. Çok büyük heyecanla bekledik onu, bir geldi, hepimizin hayatını değiştirdi. Annemler onu uzun süre görmeyince niye görünmüyorlar, çok özledik der oldu. Mükemmel bir bebek kendisi, (lütfen maşallah diyelim), bu fotoğraflar da paşamın yaz tatilinden :) Bana nispet yapıyor galiba ama sınırsız yeğen kredisinden şimdilik sesimi çıkarmıyorum. Şayet şansını çok zorlarsa birkaç ısırık almak zorunda kalabilirim...

26 Temmuz 2011 Salı

Salata Topları...

Yaz için nefis bir lezzet. Hem çok leziz hem de çok güzel görünüyor. İşte bizim salata toplarımız...


25 Temmuz 2011 Pazartesi

Durun!

Geçen haftadan bir sunum.. Öğlen en yoğun olduğumuz zamanda hiçbir yemeğimizin fotoğrafını çekmediğimi farkettim. Başka seçeneğim yoktu, mutfak ekibine "hiç bir yere gidemezsiniz, bunları fotoğraflamam lazım" dedim ve ekibin önünü keserek hazırladığımız tabakları ölümsüzleştirdim. 



23 Temmuz 2011 Cumartesi

28lik Merve, 15lik Pasha...

Herşey 1996 yılının ekim ya da kasım ayında başladı. Sınıfta oturma planı yapılıyordu, aslında o zamana kadar pek sohbetimiz yoktu ama nasıl olduysa yanyana oturuverdik. O günden sonra da tüm okul hayatımız boyunca hiç ayrı oturmadık. Şimdi düşünüyorum da o gün onun yanına oturmakla hayatımdaki en doğru kararlardan birini vermişim. Deli doluluğu, sıcaklığı, canımız sıkılınca tek eksiğimiz mojitomuzdaki nanemiz olsun deyişiyle ve en önemlisi kocaman kalbiyle 15 seneyi devirmişiz pashamla. Öyle böyle değil çok severim ben onu, bilirim o da beni aynı şekilde sever. Hep bir güven, hep bir uyum son 5 senedir de hep bir özlem içinde bizim dostluğumuz. Ben İstanbul'da, o Ankara'da birbirimizin yolunu gözleriz. Yıllar önce doğumgünümde bana çok güzel bir kart yazmıştı. "Herkesin tanıması gerek seni ama herkes benim kadar şanslı değil" diye... Okurken gözlerim dolmuştu, ben de ne kadar şanslıyım demiştim.
Dün onun aramıza katılışının, bizim Merve'miz oluşunun 28inci yıldönümüydü. Beraber değildik ama yine kalplerimiz bir aradaydı. Sana çok yakışan gülüşün, kahkahan hiç eksik olmasın, hep çok sevil, çok mutlu ol...

Not: Aşağıdaki fotoğraflar da harika gezimizin anıları... 2009 yılında birgün konuşurken ya bi yerlere mi gitsek diyip, turlara bakmış ve bir hafta içinde kendimizi Prag yollarında bulmuştuk.
Neyir

Merve


22 Temmuz 2011 Cuma

Bir yaz menüsü rüyası


Bu yemeğimiz tüm damat ve damat adaylarına gitsin :) Neden mi? Hemen söyleyeyim; ana yemeğimiz teyzemin nefis yaptığı Damat Paçası'ydı. Bir seferinde aa kalmasın kalmasın diyerek bütün tepsiyi yedirmişti. Bir Rumeli yemeği olan damat paçası, cafemizde ilk defa yaptığımız ve olumlu eleştiriler aldığımız bir yemek oldu. 
Aşağıdaki resimde gördüğünüz köz patlıcan salatası benim favorilerimden. Her gün olsa yiyebilirim. Eee görüntüsüne baksanıza, ne kadar iştah açıcı...

Veeee geldik günün yine en sevdiğim yemeklerinden birine... Bu pilav tam bir yaz pilavı. İçinde patlıcan, yeşil biber, domates ve kuru soğan var. Bu renkli pilav ve yanında güzel bir salata kesinlikle güzel bir yaz menüsü olacaktır. 




20 Temmuz 2011 Çarşamba

Motosiklet bir araçtır!!!

Yer: İşlek bir cadde
Nesneler: Pembe Panterim (P.P.) ve bir station araba
Kişiler: Ben ve Motosikletin araç olmadığını düşünen adam (MAODA)


Bankadaki işimi halletmek için caddeye girdim ve iki arabanın arasına Pembe Panterimi park ettim. İşimi hallettikten sonra arkamı döndüm ve içimden yükselen bir cız sesi duydum. Öndeki araba geri geri geliyor ve sanırım P.P.'yi görmüyordu. Baktım direksiyonda 16-17 yaşlarında bir çocuk. Hızlandım, tam o anda, çocuk P.P'nin çamurluğuna dokundu, artık hissetmiştir, durur dedim, baktım ısrarla gitmeye devam ediyor. Koşa koşa geldim, camına yapıştım, durun durun motora vurdunuz dedim. Çocuk şaşkın bir ifadeyle arabadan indi. Arabanın dışında bekleyen adam olayla ilgilenecek sandım, ama bir baktım adam hiç tepki vermeyip, beni ve P.P'yi teğet geçip şöför koltuğuna oturdu, manevra yapmaya başladı. Yine yapıştım camına ve şöyle bir diyalog yaşadık. 


Ben: Beyefendi motoruma vurdunuz farkında mısınız?
MAODA: ....
B: Lütfen kartınızı verir misiniz?
MAODA: Napıcaksın?
B: Ne demek napıcam, araca zarar verdiniz?
MAODA: Benim yerim şurası, kart mart yok.
B: Ne bileyim ben sizin yerinizi? Kartınızı verin. 
MAODA: Yav yürü git!!!
B: Ne demek yürü git, ne diyosunuz?
Veee asıl bomba cümle geldi...
MAODA: Ne park ettin arabamın arkasına?
B: !?!?!? Ne diyosun sen ya, burası araç park yeri, bu da benim aracım!!!!


Olayın devamında MAODA basıp giderken ben de arkasından salak diye avazım çıktığı kadar bağırdım. Bu olaydan çıkarılması gereken dersler;


1- Motosiklet bir araçtır
2- Motosiklet bir araçtır
3- Motosiklet bir araçtır.


Lütfen biraz saygı...
Not: Evet P.P'nin gerçek yüzü işte bu, çok tatlı değil mi? 

Hünkarımız beğenildi...

Patlıcan en sevilen yaz sebzelerinden. Cafemizde de ana yemeklerimizde, salatalarımızda ve zeytinyağlılarımızda sık sık kullanıyoruz. Bugün için Hünkar Beğendi yapmaya karar vermiştik. Sabah erkenden patlıcanları közledik, güzel bir beşamel sosla karıştırdık, bir taraftan da et sotemizi hazırladık ve aşağıdaki tabakları hazırladık.
Sonuç; Hünkar beğenildi :)

Tupperware Güveç

Evlenirken kuzenimin tavsiyesi üzerine tupperware güveç almıştık. Neredeyse iki senedir hiç kullanmamıştım. Geçenlerde aklımıza geldi, hemen o akşam evde denedim, patlıcan güveç yaptım, sonuç on puan on puan on puan...
Hem sağlıklı, hem çok lezzetli, hem de kurutmadan yumuşacık pişiriyor. Aldım güvecimi getirdim cafeye. Önce patlıcan oturtma, sonra da güveçte tavuk yahnisi yaptık. Her ikisi de çok beğenildi.

Her eve lazım, tavsiye ederim.

18 Temmuz 2011 Pazartesi

Reçelim yayında...

Ailemizce çok sevilen havuç reçelim sonunda cafedeki yerini aldı. Önceleri kahvaltı tabağında ikram ettiğimiz reçelim, istek üzerine kavanozla satışa sunuldu.


Not: Tamamen ev yapımı olup, hiç bir katkı maddesi içermemektedir.
neyiriren@gmail.com'dan sipariş verebilirsiniz. 

6 Temmuz 2011 Çarşamba

Pembe Panter'le yolculuk...

Aslında aklımızda hiç de o yoktu. İşimizi görecek birşey alacaktık ama ben onu görünce başka birşey istemez oldum. Resmen tutturdum ve aldık. Kötü mü oldu, hayır, harika oldu. Artık pembe motorumuzla İstanbul sokaklarındayız. Bu sabah cafeye onunla geldim, şimdi cafenin önünde tüm zerafetiyle arz-ı endam ediyor.
Öyle tatlı ki, isim bulmakta da bizi hiç yormadı. "Pembe Panter"...